Blog Yazıları

Yazı ‘söz’ün en kalıcı halidir. Hemhal olan yazılarınızı paylaşabilirsiniz. ‘iletisim@empativeiletisimenstitusu.com.tr'

  • 2104,2020

    Olmak Peşindeyiz - Burak Yilmaz

    Kulağımıza üflenmiş ismin hükmü yok; adın önüne ne yazarız bu derdimiz.

    ‘Desinler’ sancağına en yakın olan en mutlu, taltif bayramları artık kutlu...

    Neyin en önemli olduğunu idrak etmeyen zihnimize hediye gönderilmiş günlerdeyiz...

    ‘İçine kapan’ diye haykıran bir virüs hastalık kimine göre...

    Bu ‘kimi’ ‘geçsin’ peşinde devamlı, ‘geçse de şunu yapsak, geçse de bunu yapsak...’

    Geçecek de... ne bırakacak onun için gelmedi mi?

    Bizim gereksizlik madalyası peşindeki maratonlarımız bugünü çağırmadı mı?

    Tüm zaruri zannettiklerimiz ehemmiyetsiz, ‘nasıl olsa benim’ dediklerimiz özlem ilk on listemizde değil mi şimdi?

    Hala bildiklerimizi sümen altı edip günlük tadlarda gönül damağımızı oyalarken esasın açık denizi boğmayacak mı bizi?

  • 1203,2020

    "Hakk"ın Sesi - Tuana Buse Yilmaz

    Bazı insanlar vardır ki yalnızca ispatlama çabası içine göstermelik olarak bazı şeyler yaparlar. Aslında samimi değillerdir, sadece herkesin yaptıklarını bilmesini isterler. Nadir rastlanan, bazen de rastlanamayan, adeta istiridyenin içinde saklanan bir inci olan insanlar da vardır. Bu insanlar yaptıklarının yanında yalnızca gölge olmak isterler. Hatta bazen yaptıklarını kabul etmezler. Evet, yazdığı İstiklal Marşı’nı şiirlerini topladığı Safahat adlı eserine dâhil etmeyen, İstiklal Marşı’nın Türk Milleti’nin eseri olduğunu beyan eden Vatan Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’dan bahsediyorum.

    İstiklal bizim için ne demek? Evet, herkes ilkokulda eş anlamlı sözcükler konusunda ezberledi. İstiklal bağımsızlık demek. Bu ne anlam ifade ediyor? Belki biz tam olarak önemsememekten veya bilmediğimiz için açıklayamıyoruz. Çünkü bunun mücadelesini biz vermedik. O acıları biz çekmedik. Bu vatan için o savaşları biz vermedik. Biz savaşta babamızı kaybetmedik. Annelerimiz cepheye cephane taşırken canını vermedi. Bizim çocuklarımız vatanını savunmak için okulundan çıkıp savaşa gitmedi. Bunları bizzat yaşasaydık İstiklal’in vatan olduğunu, can olduğunu, dökülen kanlar olduğunu anlayabilir, anlatabilirdik. İşte Mehmet Akif, bunu başardı. Hakk’ın Sesi oldu, dökülen kanların, verilen canların sesi oldu. 

  • 1507,2019

    Aşk ve Aile - Burak Yilmaz

    Sen kimsin? dedi Adem. ‘Ben benim, kadınım, adım senin yanındaki adımın, ne der isen bana o olacağım’ dedi karşısındaki kadın. ‘Seni Veren yaşayandan yaptı, bu Adem ise O’na taptı, madem benim soyumu yaşatacak ve insanlığın anası olacaksın, adın ‘yaşatmak’ yani ‘Havva’ olsun dedi. Yan yana geldiler, eş oldular, aş buldular… Çizilen istikametten saptırıldılar elmayı koparan oldular. Elmayı alan, cenneti ellerinin tersi ile iten oldular. Dünya idi cezaları, Adem öyle ağladı ki tüm nesebinin gözyaşlarından fazla idi gözlerinin yaşı. Affedildiler Tek Affedici tarafından ama kural konmuştu artık; ‘istikametini bilen eşler yol alır; yoksa aralarındaki muhabbeti yel alır…’

  • 1705,2019

    Niçin Sünnet Var? - Burak Yilmaz

    Çok sevinçliydi. Yıllardır çalışırken harekete geçen ve neredeyse banyodan çıkacak kadar yürüyen, tüm ailenin isim taktığı ve ‘bak bizimki yine geliyo’ diye takıldığı çamaşır makinesinin yerini nihayet yenisi almıştı. Küçük küçük paralar biriktirmişler ve ancak denklemişlerdi. Firma makinayı getirdi, ilk çalıştırmayı teknik servis yapacaktı, garanti kapsamında olması için bu şarttı. ‘Ne gerek var, ilk defa mı makine çalıştırcaz’ dedi Ayşe, eline kullanma kılavuzunu aldı, çok iyi hazırlanmıştı ama çekindi yine de… Böylesine kapsamlı bir makine hata kaldırmazdı. Nitekim teknik servis geldiğinde kullanma kılavuzunda yazılanları uygulayarak anlattı, hatta uygulattırdı. Şimdi Ayşe ve Ahmet’in zihninde çok daha iyi oturmuştu, artık tüm detayları kavramışlardı...

  • 1004,2019

    Başarı’sızısı... - Burak Yilmaz

    Başarısızın en büyük sızısı başarılıdır. Çünkü eğrinin eğriliği doğrunun yanına koyunca belli olur. Bu sebeple başarısız, hep kulp takar, hep kusur arar... Çünkü meşru bir başarı ile başarısızın tüm bahaneleri boşa çıkar...

  • 0503,2019

    ‘İstemeyenler...’ - Burak Yilmaz

    Bu grup insanlar tutkulu bir şekilde istemezler.

    Hayat korkuları çitlerinin dışına çıkmaları için büyük engeldir. Her yerine binlerce kez bastıkları küçücük alanlarında dolaşırlar, nadiren çıksalar bu çitlerin dışına muhakkak bunalırlar; geri adım atarlar.

    İstemeyen ancak başka bir istemeyenle mutlu olur. Onlara göre istememek tek doğrudur...

  • 0702,2019

    Alnımdaki ve Aklımdaki Ayasofya - Burak Yilmaz

    ‘Nihayet, hamdolsun’ diye düşünüyordu vakur adımlarla kapıdan içeri girerken. Çok uzun süre dışarıdan seyrettiği, bir hadis’e yaslanarak güç aldığı, gemileri karaya çıkarıp yürüttüğü takvimin bir dönemini kapatan harp artık bitmişti. Şehzadelik döneminde bir gece ışığının niye yandığını merak ederek odasına gelen ve kendisinin fetih planlamalarını kâğıt üstünde görerek heyecanından mesut olan Hocası Molla Gürani’nin ‘Evladım, Bu büyük zafere nail olmanı can’u gönülden arzu ederim. Fakat ben senin cahil bir sultan olmanı değil; âlim ehl-i kalb ve feraset sahibi bir hükümdar olmanı isterim’ sözleri aklındaydı. Şimdi İstanbul’un fethine nail olmuştu, gönülleri feth etmek ve imparatorluğun ortasındaki bu sivilceyi sıktıktan sonra sancağı Avrupa’da ileri taşımak gerekti. 5. yüzyılda inşa edilen, onlarca hükümdarın taç giydiği, dönemlerinde en büyük kilise olmuş Ayasofya’nın içinde şükür secdesi için seccadesine attığı adımlarını birbiri ardına sıralarken aklından hızla geçen düşüncelerden bazıları idi bunlar. 

  • 1501,2019

    Ruh Rüküşleri - Burak Yilmaz

    Tüm mahlukatın doğasında ‘olmak’ vardır.

    İnsanın da.

    Olmamız gerekenle, olduğumuz arasında bir yolculuktur yaşam.

    Olmamız gerekenle; olmak istediğimiz arasında bir mücadeledir kimi zaman.

    En büyük karın ağrısı da olmadığımızı; oldum urbasıyla sunmamız...

    Vitrin mankeninde beğendiğin kıyafeti; soyunma kabininde denediğinde ‘olmadı’ kırgınlığı yaşanır, olamayacağına ille özendiğinde...

    Ruhunun da bir bedeni vardır zira; ona olacağı ille ara...

  • 0401,2019

    Ekonominin Kurtuluş Reçetesi; Ahilik - Burak Yilmaz

    Çocukluk özgürlüğüme en büyük vesile olan Pinokyo marka bisikletimle ilgili en büyük sıkıntım, akşamları karanlıktan önümü göremediğim için kullanamıyor olmaktı. O dönem yeni çıkan dinamolu far benim için çok değerliydi, birkaç hafta yarı zamanlı işlerde çalışıp almış ve bisikletime taktırmıştım. Babam benim kendi ışığımla bisiklet sürdüğümü görmüş, nasıl aldığıma şaşırmış olacak ki hemen sormuştu ‘kaç kayme bu?’ diye. Ne cevap verdiğimi hatırlamıyorum ama tarih merakım sebebiyle ‘kayme’nin Osmanlı’nın son döneminde, 1840 yılında basılan Kâime-i Mutebere adı verilen ilk kâğıt para olduğunu öğrenmiştim. Şimdi ise çöküşü hızlandırdığını biliyorum; çünkü bu paranın bir özelliği vardı, iç borçlanma için kullanılırdı, faizliydi.

  • 2711,2018

    Bulacaksın - Burak Yilmaz

    Âlem bin fırtına,
    Sen nasıl duracaksın limanda,
    Ay bile geceye terketti seni, battı…
    Güneş mi?
    Kendini yarına bıraktı...
    Şimdi geceye karanlık mı dersin?
    Yoksa...
     

  • 2711,2018

    Aslan Kükremezse Kedi Zannedersin - Burak Yilmaz

    Çünkü kötü’lerin kötülükleri, çiğlikleri sıradanlaşıyor; kimse kızmıyor onlara artık ‘niye kötülük yapıyorsun?’ diye...

    İyilerin de iyilikleri, özverileri normalleşiyor, bir mecburiyet gibi yapışıyor üstlerine, yapmazlarsa alamayanlar sırtını dönüyor...

  • 2310,2018

    Lider ve Yağcısı - Burak Yilmaz

    Herhangi bir amaçla toplanan toplulukların başlangıçlarındaki hedeflerinden sapmalarının en önemli sebebi yağcılara tanınan primdir.
    Zira amaçlarına doğru yola çıkan topluluklarda liderin bizzat kendisi veya lider tarafından atanmış olanlar ‘amaca’ değil ‘liderin enesine’ hizmet etmeye başlarlar. Bu, lider amaca hizmet ettiği sürece sıkıntı değildir, lakin astlar liderin enesini okşayacak abartılmış güzellemeler ile ona yanaşır ve sevindirirler. Bu sevinme, liderin yağcı asta karşı hoşgörüsünü arttırır ve bunun farkında olan yağcı ast da aşağıda kendi yanlış sanrılarına göre iş görürken yukarıda liderin istediği gibi onu okşamaya devam eder…

EĞİTMEN KALFALIĞI

Bir Muallimin Çıraklık Yolculuğu...

Dynamic Medya | Copyrights © 2018